Gayrı Meşru ve Anti-Demokratik Şekilde “Anayasa Mahkemesi’nin Kapatılması” Çağrılarının Muhatabı Sayın Cumhurbaşkanıdır!
02.04.2021

Gayrı Meşru ve Anti-Demokratik Şekilde “Anayasa Mahkemesi’nin Kapatılması” Çağrılarının Muhatabı Sayın Cumhurbaşkanıdır!

Aş, iş, adalet derdindeki halkımızın serap görmesine dahi tahammül edemeyen bir akılla yönetilmekte ülke. Milletimiz uzun süredir demokrasi, hukuk, adalet ve ortak akıldan nasibini almamış köhne bir düzen ve zihniyetle muhatap olmakta. Kurumların içi boşaltılmakla kalmayıp liyakat ve ehliyetten uzak bir totaliterleşme sarmalına mahkum edilmiş vaziyetteyiz.

Gün geçmiyor ki, bu köhne vesayet düzeninin iktidar ortakları ülkede bir krize, siyasal bir depreme sebebiyet vermesinler. Krizler peşpeşe, artçılar eşliğinde sürgit devam ediyor. Merkez Bankası krizinin sarsıntıları artarak devam ederken, şimdi de yeni bir siyaset ve yargı kriziyle çalkalanmakta ülke.

Vesayetin küçük ortağı, Anayasa Mahkemesi’nin HDP iddianamesini Yargıtay’a iade etmesi karşısında “Anayasa Mahkemesi’nin de kapanması artık ertelenemez bir hedef olmalıdır” sözleriyle demokrasi ve hukuk devletini bir kez daha hedef aldı!

Peki bizler neden normal bir demokratik sistemde, bir hukuk devletinde felaket olarak algılanacak olan bu pervasızlık karşısında şaşırmadık? Neden kurumlara, kurallara, teamüllere, anayasaya ve hukuk devletine savaş açmak anlamına gelen bu tutumu garipsemedik?

Acaba uzunca bir süredir yargının yürütmenin, yani Tek Kişilik Hükümet Sistemi’nin etkisi altında olması, üst yargı kurumlarına yapılan atamalarla, tek kişilik yürütmenin gücü tek elde toplama gayretinden ötürü olabilir mi?

Çok açıktır ki vesayet ortakları 12 Eylül generalleri gibi siyaset, medya ve yargı üzerinde pervasızca terör estirirken, sayın Erdoğan sadece olan biteni karşıdan izliyor. Tıpkı diğer ekonomik, hukuki, siyasal konularda olduğu gibi sayın Erdoğan’ın makamının sorumluluğunu yerine getirdiğini, topluma açıklama yapma ihtiyacı hissettiğini görebilmek mümkün değil.

O halde sormak gerekiyor; Küçük ortağın bu çıkışı, vesayet içi bir hesaplaşmanın yüksek sesle dile getirilmesi anlamı mı taşımaktadır?

Yoksa Bahçeli AYM’ye seslenir gibi yapıp aslında sayın Cumhurbaşkanını mı hedef almaktadır?

Tıpkı medyaya müteahhitler, Merkez Bankasına damat, Meclise Cumhurbaşkanlığı sistemi eliyle çekilen operasyonların bir benzerinin de üst yargı mekanizmalarına yönelik de gerçekleşmesi gerektiğini ortağına mı duyurmaya çalışmaktadır?

Bu tehditler, parti kapatma konusunda ağzını bıçak açmayan Erdoğan'a mıdır?

Gerçek bir hukuk devleti, hakiki bir demokrasi açısından hazin olarak görülebilecek bu tablo, maalesef bizim gerçekliğimizde tam da Kuvvetler Birliğinin somut göstergesidir!

Kurumları bu hale getiren, Kuvvetler Ayrılığını tarumar eden de bu ucube köhnemiş düzenin ortaklarıdır!

O yüzden, kurumlarla yapılıyormuş görüntüsü arzeden kavgalar, aslında tam da aralarındaki hesaplaşmalara tutulan aynalar hükmündedir!

Siyasi ahlak, demokrasi ve evrensel hukuk normlarını mezara sokan bu vesayet ortaklığından toptan kurtulmadıkça, ülkeyi bataklığa sürükleyen bu tiyatroya son vermedikçe, bu ucube Cumhurbaşkanlığı sisteminin kendisini lağvetmedikçe ülkeye huzur, güven, özgürlük ve adalet gelmeyecektir.

Ey insaf ve merhametten nasibini almamış vesayet ortakları!

Ey aşa, işe, adalete muhtaç bu halka serap görmeyi bile çok gören kalpleri körelmişler!

Bu ülke sizin kavgalarınızın, çıkar çatışmalarınızın deneme tahtası değildir!

Normal bir hukuk devletinde olsaydık çağrımızı Cumhurbaşkanlığı makamına yapardık.

Çıkıp onun bu krize el atmasını, hukuk devletine meydan okuyan bu vesayet ortaklarına haddine bildirmesini, hatta tehditlerle işlediği anayasal suçlardan ötürü hesaba çekilmesini talep edebilirdik. Eğer gerçek bir demokratik anayasal sistemde olsaydık bunu yapardık!

Ama her alanda anayasanın askıya, anayasal kurumların zapturapt altına alındığı bu OHAL rejiminde şikayet makamımız sadece milletimizdir!

O yüzden her iki vesayet odağını da milletimize şikayet ediyoruz!

Aziz milletimize diyoruz ki;

Bunların gayrı hukuki ve anti-demokratik didişmeleri karşısında asla karamsarlığa kapılmayın.

Toplumu ayrıştırmakla kalmayıp kendi aralarındaki hizip çekişmeleriyle de ülkenin enerjisini yok eden bu demokrasi ve adalet düşmanı odaklara karşı mücadelemiz her hal ve şart altında sürecektir.

Gelecek Partisi