ÇİN-DOĞU TÜRKİSTAN’DA DURUM VE GELECEK PARTİSİ   GENEL BAŞKANI PROF. DR.SAYIN AHMET DAVUTOĞLU’NUN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE DAİR  ÖNERİLERİ
01.01.1970

ÇİN-DOĞU TÜRKİSTAN’DA DURUM VE GELECEK PARTİSİ GENEL BAŞKANI PROF. DR.SAYIN AHMET DAVUTOĞLU’NUN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE DAİR ÖNERİLERİ

Bugün dünyanın en ağır     insan hakları ihlallerinin yaşandığı yerlerin başında  Uygurların ve diğer akraba kardeşlerimizin anavatanı,  Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi / Doğu Türkistan  gelmektedir.  Son dönemde  çok ağır  boyutlara ulaşan, mazlum kardeşlerimize  yönelik bu uygulamalardan   büyük endişe duymaktayız. 

En başta, Çin yönetiminin  sözde “eğitim kampları” olarak adlandırdığı, gerçekte ise  ideolojik beyin yıkama kampları   olarak faaliyet gösteren, kardeşlerimizi dini, milli, insani değerlerinden koparmayı hedefleyen, aileleri parçalayan, Uygur çocuklarını anne- babalarından ayırarak köksüz, sahipsiz, kimliksiz hale getirmeye çalışan  bu merkezler    ciddi  insan hakları  ihlallerine  evsahipliği yapmaktadır.

Doğu Türkistan’da  medeni, dini, milli, insani değerlere bağlılığı  gösteren en küçük sembolün kullanımın bile izlenerek,   ceza gördüğü, kardeşlerimizin  ucuz, hatta bedava işgücü    olarak kullanıldığı, organ mafyalarının eline düştükleri iddialarının  gündeme geldiği, Uygur  toplum liderlerinin  şiddetli cezalara maruz kaldıkları  bu üzücü  dönemde  bütün vicdanlar ve insanlık  ayağa kalkmıştır.

Bununla birlikte,  bu  ihlal ve ağır uygulamalara  karşı uluslararası toplumun büyük ölçüde  sessizlik içinde olduğunu görmekten de  büyük üzüntü duymaktayız. Bu anlamda ülkemizin bu büyük insan hakları ihlallerine karşı girişken ve aktif olmasını beklemekteyiz. Uygurların ve diğer akraba kardeşlerimizin  dramı  konusu  başta  TBMM olmakla  kamuoyumuzda   ele alınmalı, bu yönde  faaliyetler  yapılmalı, taraf veya kurucusu olduğumuz bölgesel/uluslararası mekanizmalarda gerekli girişimlerde bulunulmalıdır. Çin’in uluslararası toplumla gerçekleştirdiği diplomasi ataklarına da gerekli tepki verilmelidir. Ülkemiz bu konularda uluslar arası düzeyde yapılan girişimlere de destek vermeli, öncü olmalıdır.

Dünyanın  bu konudaki sessizliği ve  tepkisizliği  sadece bizleri değil en başta bütün Uygur kardeşlerimizi üzmektedir. Bu trajik  durum  bölgeden her gelen yeni bilgi ve haberle    daha ağırlaşmakta, artık sözün sınırlarını  tükenmektedir.  Konuyla ilgili olarak her düzeyde, her yerde gerekli adımlar atılmalı, kararlar alınmalı ve uygulanmalıdır.

Çin’le ilişkilere ve işbirliğimizin her iki tarafın da yararına olacak şekilde, ancak her şeyden önemlisi karşılıklı anlayış ve saygı temelinde geliştirilip güçlendirilmesine  önem vermekteyiz. Küresel güç ve konumunun bilincindeyiz.  Türkiye ve Çin arasında bu anlayış temelinde  oluşturulacak yakınlık sadece iki taraflı ilişkiler bakımından  değil, bölgesel hatta küresel ölçekte de önemli yansımalar doğurabilecektir. Bu itibarla   çeşitli alanlarda Çin’le ilişkiler, işbirliği geliştirilmesinin de önemli olduğunu bilmekteyiz.  

Bununla birlikte Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer akraba kardeşlerimizin maruz kaldıkları insan hakları ihlallerinin çözümüne ilgi göstermemizi, önem vermemizi ve  Çin’le ilişkilerimizin en temel gündem maddelerinden olduğunu Çin’in  anlamasını   ve bu konularda  samimi bir işbirliğinin  yararlı olacağını bilmesini de bekliyoruz.  

Bu Görüşlerimiz Esasında Ülkemiz Yöneticileri  ve Bütün Halkımızla  Doğu Türkistan’la İlgili  Önerilerimizi Paylaşmak   İstiyoruz;

1.TBMM’de  Doğu Türkistan’daki Uygurların ve diğer akraba toplulukların durumu ve maruz kaldıkları büyük  insan hakları ihlalleri  konusu bir Özel Oturum’da  kapsamlıca ele alınmalı,  ayrıca bütün Partilerin imzasıyla bir  Ortak Beyanname kabul edilmelidir.

2.Çin’le ikili düzeyde yapılacak bütün görüşmelerde  bu konudaki görüş  ve hassasiyetlerimiz muhataplarımıza en açık şekilde,  asla çekinmeksizin  dile getirilmelidir. Çin’in, bölgedeki kardeşlerimizin siyasi, sosyal, kültürel, bütün haklarının korunmasına  ilişkin  görüşlerimize saygı   göstermesini beklediğimiz  anlatılmalıdır.

3.Pekin Büyükelçiliğimizin faaliyetlerinde  en temel mesele Doğu Türkistan’daki durum olmalı, Büyükelçilik  gelişmeleri sürekli izlemeli, her ay düzenli olarak bölgeyi ziyaret etmeli, Kaşgar’a, Urumçi’ye ve diğer şehirlere, hatta ilçelere  gitmeli,  durumu rapor etmelidir.  

4.Türkiye, en başta Birleşmiş Milletler’in bütün ilgili birim, komite ve komisyonlarında   olmakla, Çin’deki insan hakları ihlallerini gündeme getirmeli, bu yöndeki girişimlere  öncülük de etmelidir.

5.Türkiye;   küresel ölçekte  mültecileri korumak ve  sorunlarını çözmekle görevli BM  Mülteciler Yüksek Komiserliği’yle temaslarını  geliştirmeli, suç unsuru taşıyanlar dışında hiçbir ülkeden hiçbir kardeşimizin Çin’e geri verilmemesi hususunda BMMYK ile güçlü bir işbirliği içinde bulunmalıdır.   

6. Genel Sekreterliği  İstanbul’da bulunan, kurucusu  olduğumuz, Türk Keneşi/ Türk Konseyi  acilen devreye girmeli, Liderler arası temas ve görüşmelerle, alınacak kararlarla ve  bölgeye içerikli ziyaretlerle  D.Türkistan gelişmelerini ve  oradaki Uygur ve diğer akraba  kardeşlerimizle dayanışmamızı açıkça ortaya koymalıdır.

7. İslam İşbirliği Teşkilatı harekete geçirilmeli, bütün imkanlarıyla Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin durumunu ele almalıdır. Konunun İİT toplantılarında gündeme gelmemesini, gerekli kararların alınmamasını kabul    edilmez buluyoruz. Filistin  gibi, Arakan gibi, Bosna Hersek gibi Doğu Türkistan’ın durumunun da sadece Türkiye’nin değil, bütün İslam dünyasının ve bütün insanlığın meselesi olduğu üye ülkelere en üst düzeyde anlatılmalı, destek ve işbirliği talep edilmelidir.    

Gelecek Partisi;  Parti Programına da aldığı ve her vesileyle dile getirdiği gibi,  Uygurların sahipsiz olmadığını,  Çin’in  bu uygulamalarının sona ermesi  için  bölgesel/uluslararası kuruluşlar başta  olmakla her zeminde  çaba gösterilmesi gerektiğini, bu yöndeki faaliyetlere her türlü desteği de vermeye hazır olduğunu  bir kez daha halkımıza ve kamuoyuna  ilan etmektedir.

Bu konularda yüksek hassasiyet sahibi bütün halkımızın  Doğu Türkistan’da varlık mücadelelerinde  kardeşlerimizin  yanında olduklarını,  samimi ve partilerüstü duygularımızı paylaştıklarını,  ülkemizde kimsenin Türkiye’nin Doğu Türkistan davasındaki  sessizliğine  ve bölgedeki zulümlere  razı olmayacağını biliyoruz.

Gelecek Partisi  olarak  bölgedeki gelişmeleri   bugün olduğu  gibi bundan böyle de her yerde, her zeminde, ülkemiz içinde ve dışında bütün güç ve imkanlarımızla takip edeceğimizi bir kez daha bütün Türkiye’ye ve dünyaya  ilan ediyoruz.