ORTAÖĞRETİM TASARIMI PROJESİ - RAPOR

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un kelimeleri ile “Türkiye'nin bir gelecek projesi, bir ekonomi projesi, bir sosyal hayat projesi. Türkiye'nin dünyada, bu topraklarda, bu coğrafyada onuruyla haysiyetiyle dimdik ayakta durabilmesinin bir eğitimsel projesidir” şeklinde tanımlanan bu proje aslında temel becerilerin geliştirilmesi, öğretmenlerin desteklenmesi, sınav baskısının azaltılması, okullar arası farkların giderilmesi ve fırsat eşitliğinin sağlanması, planlama ve uygulama sürecinin iyi yönetilmesi gibi eğitimin farklı paydaşları tarafından uzun süredir dile getirilinen gereksinimleri karşılamak için tasarlanmıştır. Amacı ülkemizde daha fazla lise öğrencisinin temel becerileri kazanmasını sağlamak ve üst düzeyde performans gösteren öğrenci sayısını arttırmaktır. Bu hususları gerçekleştirememek, Türkiye’nin sürdürülebilir toplumsal ve ekonomik gelişme potansiyelini zayıflatmak demektir.

Bütün detayları verilmese de proje ile a) Ders sayısı azaltılarak ortaöğretimde öğrencilerin ilgi, yetenek ve mizaçlarına uygun esnek modüler bir program ve ders çizelgesi yapısına geçilmesi. b) Öğretilen bilginin beceriye dönüşmesinin sağlanması. c) Okullar arası farkların azaltılması, d) Okullardaki hizmet standartları tanımlayarak hizmet kalitesinin artırılması amaçlanmaktadır. (ERG, Eğitimin İçeriği: Eğitim İzleme Raporu 2019).

Bu amaçların gerçekleşmesi için ne yapılması öngörülüyor? Bunlardan en önemlisi ve Bakan Selçuk’un ilk beyanatlarında yer alan müfredatın saadeleştirilmesi ve ders saatlerinin azaltılmasıydı. Normalde 15-16 olan ders sayısı 9. sınıfta 8’e, 10. ve 11. sınıfta 10’a ve 11. sınıfta 7’ye inecekti. Seçmeli dersler öğrencinin ilgi, merak, yetenek ve becerilerine göre kendileri tarafından seçilecekti. 9, 10 ve 11. sınıflarda haftada 5 saat Hayal-Etkinlik-Yaşam dersi alınacak. Yine aynı yıllarda (9, 10 ve 11) öğrenciler yaptıkları bütün faaliyetlerini (portföy) haziran ayında sergilenecek ve paylaşılacaklar. Zorunlu bir ders olan Bilgi Kuramı ve Uygulamaları dersini 10. ve 11. sınıflarda alacaklar. Çok önemli olan 12. yılda ortak derslere ilaveten Disiplinlerüstü Kariyer Dersleri, Proje ve Sertifika Programları ile Ders Destek Çalışmaları, Kişisel Gelişim ve Rehberlik modülü uygulanacak ve öğrencilerin hem kendilerini daha iyi tanımalarını sağlayacak hem de kariyer tercihlerine katkıda bulunacak “kariyer ofisleri” kurulacak.

Proje teorik olarak fevkalade yararlı görünmesine rağmen uygulamada ciddi sorunlarla karşılaşılması çok muhtemel görünmektedir. İlk akla gelen sisteme yeni sokulan ve birleştirilmiş görünen (Bilgi Teorileri ve Uygulamaları, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler gibi) derslerin hangi öğretmenler tarafından verileceğidir. Eldeki öğretmenler kullanılacaksa çok ciddi bir eğitim süresi gerekecektir. Ayrıca yeni sistemle birlikte ortaya çıkacak norm fazlası, ders dağılımında adalet, eşitlik vb. sorunlara cevap vermek gerekecektir. Bir örnek vermek gerekirse; yapılan bir hesaplama göre, “sadece 9. sınıfta herhangi bir dersin bir saat artırılması durumunda, yaklaşık 3 bin öğretmen ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Öte yandan, sadece 9. sınıfta herhangi bir dersin haftalık ders saati bir saat azaltılması durumunda, yaklaşık 3 bin öğretmen norm fazlası haline gelecektir. Birden fazla dersin ders saatlerinin aynı anda değiştirilmesi durumunda 10 binlerce öğretmen ihtiyacı ve fazlasının aynı anda doğması söz konusu olabilecektir.” (Eğitim-Bir-Sen, Yeni ortaöğretim tasarımına ilişkin değerlendirme, https://www.ebs.org.tr/manset/4936/yeni-ortaogretim-tasarimina-iliskin-degerlendirme)

İkinci önemli konu bu sistemle yetişen öğrencilerin üniversite sınavına nasıl gireceğidir. YÖK’le bu sistemden çıkan ilk öğrencilerin 2024’te girecekleri üniversite sınavı için bir ortak çalışma yapılmış mıdır ve bir yol haritası var mıdır?

Belki daha da önemlisi ilkokul ve ortaokullarda benzer bir sistemin geleceği beyan edilmiştir. Bakan Selçuk bunu “1 ve 8. sınıf arası için de program hazırladık “diyerek duyurmuştur. “Bu kademelerdeki çalışmalar ne zaman ilan edilecektir. Açıktır ki, eğer lise eğitimi önceki eğitimle uyum içinde olmazsa yeni sistem çözdüğünden daha fazla sorun yaratabilir hale gelebilir.

Yeni sistem hangi lise türlerinde uygulanacaktır? Açıklamalarda anadolu liseleri ve imam hatip liselerinin isimleri geçmektedir. O zaman diğer lise türleri ile bunlar arasında ciddi farklar ortaya çıkacak, kapatılması amaçlanan farklar artacak ve özellikle meslek liseleri bundan zarar görecektir.

Öğrencilerin yaptığı projeler, portfolyo çalışmaları ve katıldıkları etkinliklerin üniversiteye geçişte etkisinin planlandığı açıklanmaktadır. Okullar ve coğrafi bölgeler arasındaki eşitsizliğin son derece derin olduğu ülkemizde bu eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik atılacak somut adımlar nelerdir?

Toplumun her kesimi ile görüşülerek hazırlandığı açıklanan 'ortaöğretim tasarımı' hazırlanma sürecinde görüşülen kesimler kimlerdir?

Ortaöğretim tasarımının bütün detayları henüz belli olmadığı için izaha muhtaç pekçok nokta bulunmaktadır. Sayın Bakan “Yüzlerce öğrencimizin, öğretmenimizin, okul yöneticimizin ve akademisyenlerin, dünyadaki lobi uzmanlarının, uluslararası birtakım uzmanların desteğiyle, bütün bunları birleştirerek, çok yüksek bir katılımla bir yere varmaya çalıştık.” sözleri çok etkileyicidir. Ancak eğitimle ilgili olan insanlar ortaöğretim tasarımının ülkemizde 3’ü devlet ve 45’I özel olmak üzere toplam 48 lisemizde uygulanan iki yıllık International Baccalaureate (IB) programının dört yıla yayılmış şekli olduğunu hemen göreceklerdir. Ortaöğretim tasarımı ile IB programı neredeyse aynıdır. O kadar ki ders isimleri bile tercüme edilerek veya benzetilerek aktarılmıştır. Tasarımda Hayal-Etkinlik-Yaşam (HEY) diye geçen ders IB programındaki Creativity- Activity-Servis (CAS) ile aynıdır. Bilgi Teorileri ve Uygulamaları dersi IB’deki Theory of Knowledge (TOK) dersi ile aynıdır. Birleştirilen dersler için de durum aynıdır.

Ortaöğretim tasarımı programının başka bir ülkeden alınmış olması önemini azaltmaz. IB benzeri sistem bizim kangren olmuş kalite düşüklüğü, çok sayıda örtüşen dersler, yetersiz öğretmenler, derinlemesine olmayan öğretim, okullar ve bölgeler arası kalite farklılıkları gibi sorunlarımızı çözecekse alınmalıdır. Burada en ciddi sorun bu sistemin ülkemizdeki uygulanabilirliğidir.

Ülkemizde okullar ve bölgeler arasında öğretmenler, olanaklar ve sonuç olarak kalite açısından ciddi farklar mevcuttur. Farklı bir mantıkla öğretim gerektiren yeni sistem bu ortamda nasıl uygulanacaktır? Bilgisayar okuryazarlıkları az olan öğretmenler nedeniyle başarılı olamayan Fatih Projesi büyük umutları hayal kırıklığına uğratmıştır. Burada da sistemin başarısı en önce öğretmenlerimizin güçlendirilmesine bağlıdır. Yüksek lisanslı oranının MEB’nin toplamında %7 olduğu, öğretmen yetiştiren Eğitim Fakültelerinin sadece 12’nin akredite olduğu, öğretmenlerin giderek zorlaşan ekonomik şartlar altında yaşam seviyelerinin düştüğü ne mesleğe girişte ne de yükselmelerde liyakata önem verilmeyen bir ortamda öğretmenler nasıl ikna edilip yeni sitemi uygulamaları istenebilir? Genel bütçeden eğitime ayrılan pay düşerken en donanımlı okulların bile ancak yürütebileceği bu tasarım nasıl bütün liselerde uygulanabilir?

Sayın Bakanın konuştuğu zaman kalbinize dokunduğunu hissedebilirsiniz ama açıkladığı detayları henüz tamamen bilinmeyen ortaöğretim projesinin, gerçek duruma dokunduğunu söylemek zor görünüyor. Yapmak istediği açısından takdire şayan ama nasıl yapılacağı açısından izaha muhtaç bir proje gibi görünmektedir. Yeterli hazırlık yapılmadan projenin uygulanması durumunda, 1990’lı yıllarda kredili sisteme geçilmesi ve kısa bir süre vazgeçilmesi gibi bir durumla karşılaşma ihtimalimiz oldukça yüksektir.

GELECEK PARTİSİ EĞİTİM POLİTİKALARI İZLEME KURULU BAŞKANLIĞI