Can Dostlarımızın Yanındayız

İnsan ile hayvanlar arasındaki bağ, geçmişten günümüze kadar boyut ve nitelik değiştirerek etkileşimini sürdürmüştür. Hayvanlar zaman içerisinde insan hayatının bir parçası ve can dostu olmuştur. Bunun yanında doğal dengenin korunması ve doğal dengelerin oluşması gibi etkenlerde hayvanlar büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle hayvanlar, doğal dengenin sağlanması ve insanlarında bu denge içinde yer alması adına önemlidir. Bu hususta hayvan sevgisi insan sevgisi kadar kıymetli ve değerlidir. Fakat ülkemizde yaşam şartlarının zorlaşması ile insan psikolojisinin saldırgan yönü hayvanlara yansıtılmaktadır. Bu yansıma dengenin bozulmasına neden olmaktadır. Dengelerin korunması adına hayvanlara eziyet etmeden, onların da yaşam hakkı olduğunu bilerek onlara şefkatle yaklaşılmalıdır.

Ülkemizde mevcut durumda hayvanların korunmasına dair 2004 yılında çıkarılan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu geçerlidir. Lakin bu yasa maalesef hayvanlara karşı her geçen gün artan şiddet olaylarına karşı son derece yetersizdir. Toplumumuzda, insan, doğa, hayvan her bileşenle birlikte medeni, huzurlu, güvenli bir yaşam sürmek her canlının hakkıdır. ‘Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü’ felsefemizle aşağıdaki hususları önermekteyiz.

1- Hayvanların hepsi ‘can’dır. Mevcut yasada ‘mal’ olarak nitelendirildiği için, sadece sahipli hayvanlara verilen zarara ceza uygulanabiliyor. Sahipli, sahipsiz bütün hayvanlar ‘can’ olarak tanımlanmalıdır. Örneğin, mahallenizde yaşayan ve herkesin sevdiği, mahallenin kedisi veya köpeği diye bilinen bir canlıya, zarar veren olursa, mutlak surette kanun dahilinde cezalandırılabilmelidir!

2- ‘Kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat!’ Sokaklarda yaşamak zorunda kalan, terkedilen vb canlarımızın, sayısını (popülasyonunu) kontrol altında tutabilmek için mutlaka kısırlaştırma işlemi yapılmalıdır; aşılatıp; bu canlar alışkın oldukları yaşam yerlerinde korunmalıdır!

3- Bazı belediyelerin, bütçelerinde yer alan ‘kısırlaştırma’ bütçesini kullanabilmek nedeniyle zaten kısırlaştırılmış canların, küpelerini söküp; başka bölgeye terkedip, tekrar yakalayıp kısırlaştırma işlemine takip tuttukları, hayvansever grupları tarafından defalarca tespit edilmiştir. Tüm canlılar çiplenerek bu tür vakaların önüne geçilmesi sağlanmalıdır!

4- Gönüllü hayvanseverler ve belediyeler arasında mutlaka kalıcı ve sürekli, güçlü ilişkilerle tüm canlarımıza destek olunmalıdır. Özellikle düşkün ve engelli hayvanlar için gönüllü derneklerle işbirliği yapılmalıdır!

5- Barınaklar ölüm kampı olmamalıdır! Barınaklar, gönüllülerle işbirliği halinde; aktif, temiz, steril, kısırlaştırma merkezlerine dönüştürülmelidir!

6- Evlerde beslenen hayvan sayısına zorunlu sınırlama getirilemez. Halihazırda zaten çok aşırı sayıda vakalar ve hayvana kötü muamele gözlemlenirse müdahale edilmektedir!

7- Petshoplar tarafından hayvan satışları yasaklanmalı, bunun bir ticaret aracı olmadığı topluma aktarılmalıdır!

8- Bir canlı sahiplenildiğinde, onun oyuncak olmadığı, bir ‘can’ olduğu; mesela sevgililer günü, doğum günü vb hediyesi olarak alınan bu canların sonrasında sokağa terkedilmesi, bu toprakların vicdan kültürüne aykırıdır. Ölene dek sorumluluğunu alabileceksek, can sahiplenmeliyiz. Hiçbir canlı sokağa, dağ başına, bilinmezliğe terkedilmeyi hak etmez. Nitekim, bu tür durumlarda zaten terkedilen can sokakta en fazla bir gece yaşayabilir!

SOSYAL POLİTİKALAR BAŞKANLIĞI